🌻Çiçek/🪳Böcek adlı karma Pop Up sergiden işlerim - Part 4/5: Sanatçı Metin⬇️ 🧺🎨 🍌❤️🩹"Sanat Sepet" Ari Alpert’in Sanat Sepet adlı işi, sanat dünyasının değer ekonomisine yönelik doğrudan bir eleştiri sunar. Hasır bir sepetin içindeki sahte paralar, ortasından yükselen katı bir orta parmakla kesintiye uğrar. Jest basit ama nettir: Sanatta değeri gerçekten ne belirler? 🧺🎨 Sepet; toplama, sunma, hatta sadaka fikrini çağrıştırırken sahte para, bu değerin ne kadar kırılgan ve kurgusal olduğunu açığa çıkarır. Orta parmak ise bu dolaşıma katılmayı reddeder. Hakaret kişisel değil, yapısaldır. 🧺🎨 Stüdyo’dan çıkarken apar topar bir araya getirilmişken, birinin gelip “Peki bunun fiyatı ne?” diye sorması, eserin eleştirdiği sistemi ironik biçimde anında doğrular. Sanat Sepet! ❤️🩹🍌🍌🍌🍌🍌🍌🍌🍌🍌🍌🍌🍌🍌❤️🩹 Sanat Sepet is a direct critique of the art world’s value economy. A woven basket filled with fake money is interrupted by a rigid middle finger. The gesture is simple and unmistakable: what actually defines value in art? The basket evokes collecting, offering, even charity; the fake money exposes the constructed and fragile nature of that value. The finger refuses participation. The insult is not personal, but structural. The work was put together hastily as Ari was leaving his Studio—only for someone to immediately ask, “So, what’s the price?” An unintended moment that perfectly confirmed the work’s critique. ❤️🩹🍌🍌🍌🍌🍌🍌🍌🍌🍌🍌🍌🍌🍌❤️🩹
İlk parça; bir Türk film afişinden alınan figürü, Kaş’ta terk edilmiş bir ilkokulda bulduğum eski yazı öğretim afişiyle buluşturuyor. Harf öğretmek için üretilmiş bir yüzey, bu kez hafıza, sinema ve zaman taşıyor. 🏵️ İkinci iş, sanat endüstrisine bakıyor: Para kapanı mı? Arzu ve iktidar savaşı mı? Para, fare oyunu mudur? -Sanat Okur - Nil Has ağızından- @hasnilo 🎴😱👨🌾 Two works, one conversation. The first piece brings together a figure taken from a Turkish film poster with an old handwriting chart I found in an abandoned primary school in Kaş, Antalya. A surface once meant to teach letters now carries memory, cinema, and time.
The second piece looks at the art industry: Is it a money trap? A battle of desire and power? Is money a mouse game?
Çiçek – Böcek: Alan’da Buluşma: Alp İşmen @alpismen_art , Meral Erduran @meral.erduran.art , Gül Kozacıoğlu @gulrosesmil ve Samantha Louise Emery’nin @samanthaikona çalışmalarıyla; organik ile yapay, dekoratif ile analitik, geçici ile kalıcı arasındaki ilişkileri farklı disiplinler üzerinden görünür kılıyor. 🌻🌺🌷🌻🌹💐🪷🌷🌸🌹🪷🌼💮🧑🌾 Serginin ev sahibi olan ZOI, çiçek tasarımını mekân, hafıza ve duygu üzerinden okuyan İstanbul merkezli bir floral stüdyo. Kurucusu ve kreatif direktörü Zeynep Yazgan @zoi_istanbul ve kuratorlugunu ustlenen Gokhan Karakuş @karakus_gokhan liderliğinde ZOI, bu Pop Up sergide sanat ve botanik pratikleri ortak bir duyusal zeminde buluşturuyor. . www.arialpert.com
"Ebru gibi Çiçek" 102cmx36cm Gravür/El yapımı Ebru
.
"Çiçek Böcek 50cmx42cm Gravür Edisyonlu
Kırmızı/Sarı/Krem
.
Bu serinin kalbinde Burda dergisinin patron kağıtları var. Normalde ölçmek, kesmek ve düzenlemek için var olan o teknik kağıt; üzerine çiçekler ve böcekler üşüşünce tüm düzenini yitiriyor.
🦋
ZOI’de gerçekleşen pop-up sergi, adını tam da bu kağıtlar üzerindeki karmaşadan alıyor. Burada;
🐝
Zarafet ve rahatsızlık,
🪲
Ciddiyet ve oyun,
🌸
Düzen ve kaos aynı yüzeyde yan yana duruyor.
🏵️
Çiçek – Böcek, süs sandığımız ya da önemsiz bulduğumuz detayların aslında ne kadar vahşi, politik ve bir o kadar da eğlenceli olabileceğini hatırlatmak için orada.
🪻
Sizce de en büyük kaos, en düzenli sandığımız yerlerde başlamaz mı?
ZOI bir galeri değil.
Nefes alan bir oyun alanı.
İşlerim satıldıkça evrildi, yer değiştirdi, çoğaldı.
Bu Pop Up Sergi, benim için bir enstalasyona dönüştü.
⸻⸻
Çiçek – Böcek: Alan’da Buluşma: Alp İşmen @alpismen_art , Meral Erduran @meral.erduran.art , Gül Kozacıoğlu @gulrosesmil ve Samantha Louise Emery’nin @samanthaikona çalışmalarıyla; organik ile yapay, dekoratif ile analitik, geçici ile kalıcı arasındaki ilişkileri farklı disiplinler üzerinden görünür kılıyor. 🌻🌺🌷🌻🌹💐🪷🌷🌸🌹🪷🌼💮🧑🌾 Serginin ev sahibi olan ZOI, çiçek tasarımını mekân, hafıza ve duygu üzerinden okuyan İstanbul merkezli bir floral stüdyo. Kurucusu ve kreatif direktörü Zeynep Yazgan @zoi_istanbul ve kuratorlugunu ustlenen Gokhan Karakuş @karakus_gokhan liderliğinde ZOI, bu Pop Up sergide sanat ve botanik pratikleri ortak bir duyusal zeminde
Çiçek – Böcek is, for me, a bit of this and that—a mix of the whimsical and the trivial.
It starts with Burda magazine pattern paper: a tool designed for measuring, cutting, and control. But as soon as bugs and flowers land on the surface, that rigid order begins to unravel.
In this space, elegance meets discomfort, and seriousness meets play.
Taking its name from this process, the Çiçek – Böcek pop-up exhibition at ZOI reminds us that what we often dismiss as "decorative" or "trivial" can actually be wild, subversive, and full of tension.
Ari Alpert is a multidisciplinary contemporary artist and printmaker born in 1975 in Manhattan, New York. He is known for his work in engraving, etching, lithography, printmaking, street art, and multimedia visual arts, and he’s also been involved in music and DJ culture under names such as Disc Jockey Ari.
🎨
Career and Art
Alpert grew up between New York, London, and Istanbul, reflecting a richly multicultural background with a Jewish American father and a Turkish Armenian mother.
He studied fine arts at the School of the Museum of Fine Arts in Boston, where he worked in photography, ceramics, sculpture, and jewelry design before focusing more on printmaking techniques like linocut and relief printing.
After moving to Turkey in 2000, he established a silkscreen printing workshop and became involved in Istanbul’s contemporary art scene, including leading creative collectives and participating in exhibitions both in Turkey and internationally.
His artwork often blends pop-art, street art, symbolic motifs, and traditional graphic elements, emphasizing a democratic, collective, and expressive visual language.
🎧
Music and DJ Involvement
Besides visual art, Ari has also worked as a DJ (Disc Jockey Ari) and was active in music scenes in cities like Istanbul and Berlin, performing electronic and techno sets and sharing stages with various international artists.
🌍
Cultural and Artistic Influence
Alpert’s work reflects his transnational identity and artistic versatility — merging printmaking, street art, sound, and cultural narratives. He has exhibited in museums, galleries, and public art projects in cities around the world.
If you want, I can share links to his portfolio or examples of his art online.
Davşan Ganı - Acem Çay Tabağı (Nalbeki), gündelik hayatın sıradan bir nesnesi gibi görünse de, yüzyıllar boyunca şekillenmiş kültürel, estetik ve sembolik katmanlar taşır. Kökeni İran coğrafyasına uzanan bu form, Anadolu’da “nalbeki” adıyla benimsenmiş; işlevselliğin ötesinde, ortak hafızanın sessiz bir taşıyıcısına dönüşmüştür.
Tabağın merkezinde yer alan “Penç” motifi, Farsça’da “beş” anlamına gelir ve bütünlüğü, dengeyi ve merkeze bağlılığı simgeler. Çevresinde yer alan Rumi motifleri ise Anadolu’ya özgü soyut süsleme geleneğini temsil eder; akışı, sürekliliği ve yaşamın döngüsel doğasını ima eder.
Kırmızı desenler, çayın ideal rengi olarak tanımlanan “tavşan kanı” görünümüne gönderme yaparken, tabağın çevresinde tekrarlanan yedi form haftanın yedi gününü simgeler. Böylece nalbeki, zamanı, ritüeli ve gündelik hayatın tekrar eden döngüsünü tek bir yüzeyde bir araya getirir.
Bu bağlamda Acem çay tabağı, yalnızca bir servis nesnesi değil; misafirlik, sohbet, paylaşım ve birlikte olma hâlinin estetik bir ifadesidir. Gündelik olanın içinde saklı kalan bu sembolik dil, nesneyi kültürel bir anlatıya dönüştürür.
English
'Rabbit's Blood' The Acem Tea Plate (Nalbeki) may appear as an ordinary object of daily use, yet it carries centuries of cultural, aesthetic, and symbolic layers. Originating from Persian geography and later embraced in Anatolia under the name nalbeki, this form evolved beyond pure functionality into a quiet vessel of collective memory.
At its center lies the “Penç” motif, meaning “five” in Persian, symbolizing unity, balance, and the idea of a centered whole. Surrounding it are Rumi motifs—abstract ornamental forms rooted in Anatolian decorative tradition—suggesting continuity, flow, and the cyclical nature of life.
The red patterns reference the ideal color of tea, known in Turkish as “rabbit’s blood,” while the seven repeating red forms around the plate symbolize the seven days of the week. In this way, the nalbeki brings together time, ritual, and repetition within a single surface.
Seen through this lens, the Acem tea plate is not merely a serving object but an aesthetic expression of hospitality, conversation, and togetherness. The symbolic language embedded in the everyday transforms the object into a cultural narrative—where ritual and form quietly converge.
ZOI’de gerçekleşen Çiçek – Böcek sergisi, adını Ari Alpert’in aynı adlı linol baskı işinden alarak, gündelik dilde hafif ya da önemsiz görülen kavramların ardındaki derinliklere odaklanan çok katmanlı bir buluşma sunuyor. Serginin çıkış noktası, Ari Alpert’in Dantelli Editions serisinde yer alan Çiçek Böcek adlı işi. Alpert bu çalışmasında, dantel gibi gündelik ve dekoratif bir nesneyi baskı yüzeyi olarak kullanarak; çiçek ve böcek imgeleri üzerinden kırılganlık, karşıtlık ve karşılıklı bağımlılık kavramlarını görsel bir dile dönüştürüyor. Serginin başlığı da bu yaklaşımdan beslenerek, ‘küçük’ ya da ‘süs’ olarak etiketlenen unsurların aslında hayatın en karmaşık anlatılarını taşıyabileceğini vurguluyor. Ari Alpert’in linol baskıları, sergide geleneksel grafik diller ile çağdaş görsel kültür arasında kurduğu köprüyle öne çıkıyor. Çiçek ve böcek figürleri, hem estetik hem de kavramsal bir gerilim alanı yaratarak izleyiciyi yüzeyin ötesine bakmaya davet ediyor. Sergi, Alpert’in üretim pratiğinden yola çıkarak diğer sanatçıların işleriyle genişleyen bir diyalog alanı oluşturuyor. Çiçek – Böcek: Alan’da Buluşma, Alp İşmen, Meral Erduran, Gül Kozacıoğlu ve Samantha Louise Emery’nin çalışmalarıyla; organik ile yapay, dekoratif ile analitik, geçici ile kalıcı arasındaki ilişkileri farklı disiplinler üzerinden görünür kılıyor. Serginin ev sahibi olan ZOI, çiçek tasarımını mekân, hafıza ve duygu üzerinden okuyan İstanbul merkezli bir floral stüdyo. Kurucusu ve kreatif direktörü Zeynep Yazgan Akıalp liderliğinde ZOI, bu sergide sanat ve botanik pratikleri ortak bir duyusal zeminde buluşturuyor.
ÇİÇEK – BÖCEK ALAN’da BULUŞMA ZOI 14 Aralık 2025 - 15 Ocak 2026
ZOI is a floral studio based in Istanbul, founded and directed by Zeynep Yazgan Akıalp. The studio approaches floral design not as decoration but as a living, narrative practice — transforming space, atmosphere, and human experience through plants and natural materials. Each composition is shaped with sensitivity to context, memory, and emotional resonance, inviting viewers to experience nature as a subtle, poetic collaborator. At ZOI, flowers become living agents that gently alter perception, creating spaces of reflection, intimacy, and presence. Zeynep Yazgan Akıalp With a professional background in human resources, marketing, and management, Zeynep Yazgan Akıalp brings a human-centered, experience-driven perspective to floral design. After years working in both corporate and creative environments, she founded ZOI as a platform where floral design becomes storytelling. Her practice is rooted in sensitivity to botanical form, texture, and atmosphere, transforming flowers into spatial and emotional experiences that reveal nature’s quiet intelligence. Gökhan Karakuş Gökhan Karakuş is an Istanbul- and New York–based designer, curator, architectural historian, critic, theorist, and educator. His work spans architectural history and theory, stone and material design, biophilic and digital design, environmental graphic design, and the study of indigenous and contemporary design traditions. He has curated exhibitions in Turkey and internationally, focusing on locality, material culture, and the relationship between art, architecture, and public space. In Çiçek Böcek, his long-standing interest in natural materials, spatial meaning, and sensory experience resonates with ZOI’s botanical sensibility, creating a shared ground where nature, design, and art converge. Curatorial Statement: Çiçek Böcek The title of this gathering, Çiçek Böcek, is intentionally dualistic. In everyday Turkish parlance, the phrase is often used dismissively to denote something trivial or sentimental — “flowers and bugs” as non-serious subjects. This exhibition challenges that assumption, proposing instead that what is considered light or decorative often carries profound truths. By focusing on the Flower (Çiçek) and the Bug (Böcek), the artists explore complex and interdependent systems that shape our world. In their work, the delicate becomes architectural, the small becomes monumental, and the seemingly trivial reveals intricate layers of meaning. Duality and Interdependence The gathering highlights the tension between the organic and the engineered, the soft and the mechanical, the decorative and the analytical. Alp İşmen and Ari Alpert pursue this duality through printmaking. İşmen’s intricate line drawings reveal mechanical architectures beneath botanical forms, while Alpert’s bold linocuts — often printed on doilies in his Dantelli Editions — merge folk-art aesthetics with contemporary visual critique.
Ari Alpert A multidisciplinary artist working primarily in linocut and relief printmaking. His work often incorporates graphic traditions, folk imagery, and symbolic motifs. In series such as Dantelli Editions, he prints linocuts onto decorative domestic materials like doilies, exploring intersections between tradition, ornament, and contemporary visual culture. Website: arialpert.com
Alp İşmen An artist whose practice includes drawing, printmaking, painting, and photography. His detailed line work explores biological and mechanical structures, revealing hidden architectures within natural forms and challenging assumptions about organic complexity. Gülden Bostancı Gallery
Gül Kozacıoğlu Gül Kozacıoğlu (born 1976, Ankara) is a conceptual and multimedia artist raised in Copenhagen. She holds a BA in Philosophy from Boğaziçi University and studied Philosophy of Design at the Faculty of Architecture at Middle East Technical University (ODTÜ). Working across photography, video, installation, performance, poetry, and sound, Kozacıoğlu investigates socially relevant themes such as consciousness, censorship, environmental and global crises. Her practice often merges surreal or semi-fantastic imagery with interactive elements, inviting viewers into immersive, reflective spaces. Website: gulkozacigolu.com
ZOI, İstanbul merkezli bir floral stüdyodur; kurucusu ve kreatif direktörü Zeynep Yazgan Akıalp’tir. Stüdyo, çiçek tasarımını bir süsleme unsurundan öte, mekânı, atmosferi ve insan deneyimini dönüştüren yaşayan bir anlatı pratiği olarak ele alır. Her düzenleme; bağlam, hafıza ve duygusal etki üzerine düşünülerek şekillenir ve izleyiciyi doğayı incelikli, şiirsel bir ortak olarak deneyimlemeye davet eder. ZOI’de çiçekler, algıyı nazikçe dönüştüren, dinginlik ve varlık hissi yaratan canlı unsurlara dönüşür.
Zeynep Yazgan Akıalp İnsan kaynakları, pazarlama ve yönetim alanlarındaki profesyonel geçmişiyle Zeynep Yazgan Akıalp, çiçek tasarımına insan-odaklı ve deneyim temelli bir bakış getirir. Kurumsal ve yaratıcı ortamlardaki deneyimlerinin ardından, çiçek tasarımını hikâyeleştiren bir zemin olarak ZOI’yi kurmuştur. Bitkisel form, doku ve atmosferle kurduğu hassas ilişki sayesinde, çiçekleri mekânsal ve duygusal deneyimlere dönüştürür ve doğanın sessiz zekâsını görünür kılar.
Gökhan Karakuş İstanbul ve New York merkezli tasarımcı, küratör, mimarlık tarihçisi, eleştirmen, teorisyen ve eğitimcidir. Çalışmaları taş tasarımı, dijital ve biyofilik tasarım, çevresel grafik tasarım, yerel-modern tasarım gelenekleri ve mimarlık tarihinin farklı alanlarına uzanır. Türkiye’de ve uluslararası platformlarda sergiler düzenlemiş; yerellik, maddi kültür ve sanat-mimarlık ilişkisi üzerine odaklanmıştır. Çiçek Böcek bağlamında, doğal malzemeler, mekânsal anlam ve duyusal deneyim üzerine olan ilgisi, ZOI’nin botanik yaklaşımıyla ortak bir zemin yaratır.
Küratoryal Metin: Çiçek Böcek Bu buluşmanın başlığı olan Çiçek Böcek, bilinçli bir ikilik taşır. Günlük Türkçede bu ifade çoğu zaman küçümseyici bir şekilde “hafif”, “duygusal” veya “önemsiz” konular için kullanılır. Bu sergi ise tam tersini savunur: Hafif görünen, dekoratif sayılan unsurların aslında en derin gerçeklikleri taşıdığını öne sürer. Çiçek ve Böcek odağı üzerinden sanatçılar, dünyamızı oluşturan karmaşık ve birbirine bağlı sistemleri araştırır. Sanat eserlerinde nazik olan mimariye; küçük olan anıtsala; yüzeysel sayılan ise karmaşıklığı açıklayan bir merceğe dönüşür. İkilik ve Karşılıklı BağımlılıkBuluşma, organik olan ile yapay olan, yumuşak ile mekanik olan, dekoratif ile analitik olan arasındaki gerilimi görünür kılar.
Alp İşmen ve Ari Alpert, baskı teknikleri üzerinden bu karşıtlıkları inceler. İşmen’in ince çizimleri, bitkisel formların altında gizli mekanik mimarileri ortaya çıkarırken; Alpert’in Dantelli Editions serisindeki linol baskıları, geleneksel ve çağdaş estetikleri bir araya getirir. Meral Erduran’ın yoğun dokulu akrilik çalışmaları ve Gül Kozacıoğlu’nun anıtsal Diasc fotoğraf serisi, bu diyaloğu duyusal deneyim ve doğanın döngüleri alanına taşır. Kozacıoğlu çiçeğin dramatik geçiciliğini yakalarken, Erduran organik kaosu kontrollü dokunsal yüzeylere dönüştürür. İnsan Hâli Çiçek ve böcek ikilisi, insan deneyimini temsil eden güçlü bir metafora dönüşür: geçici güzellik, göz ardı edilen karmaşıklıkla yan yana durur. Samantha Louise Emery’nin ince işlenmiş nakış ve boncuklu portreleri, insan figürünü yoğun botanik ortamlara yerleştirerek duygusal manzaralarımızın çevremizdeki ekosistemlerle nasıl akraba olduğunu gösterir. Derine Bakmaya Davet Çiçek Böcek, başlığının yüzeysel çağrışımlarını aşarak izleyiciyi daha derin bir bakışa çağırır. Yaşam döngüleri, duyusal dünyalar, teknolojik benzerlikler, duygusal coğrafyalar — hepsi çiçeklerin ve böceklerin diliyle yazılmıştır. Bu sergi, kolayca gözden kaçırdıklarımızı yeniden değerlendirmeye, yavaşlamaya ve düşünmeye davet eder. Küçük ve kırılgan olanın içinde, yaşamın ve insan olmanın en karmaşık gerçeklikleri saklıdır.
Meral Erduran Akrilik boya, akrilik mürekkep, kumaş ve kolaj tekniklerini bir araya getirerek çok katmanlı ve dokunsal kompozisyonlar üreten çağdaş bir sanatçıdır. Çalışmalarında sıkça yer alan spiral formlar; ölçek ve düzen açısından zamanla evrilir ve enerji, form ve dönüşüm üzerine süregelen araştırmasını yansıtır. Işıklı yüzeyler ve light-box formatlarıyla da çalışarak görsel dilini çok boyutlu bir yapıya taşır.
Samantha Louise Emery Nakış ve boncuk işçiliğini portre sanatıyla birleştiren detaylı çalışmalarıyla tanınır. İnsan figürünü yoğun botanik ve sembolik ortamlarda konumlandırarak kimlik, hafıza ve duygusal deneyimin çok katmanlı yapısını araştırır.
Ari Alpert Ağırlıklı olarak linol ve rölyef baskı teknikleriyle çalışan disiplinlerarası bir sanatçıdır. Grafik gelenekler, halk sanatı imgeleri ve tekrar eden sembolik motifler çalışmalarının merkezindedir. Dantelli Editions gibi serilerinde linol baskılarını dantel gibi dekoratif yüzeylere uygulayarak gelenek ve çağdaş görsel dilin buluştuğu alanları araştırır.
Alp İşmen Çizim, baskı, resim ve fotoğraf alanlarında üretim yapan bir sanatçıdır. İnce çizgisel detaylarla biyolojik ve mekanik yapıları inceleyen çalışmaları, doğal yüzeylerin altındaki gizli mimarileri görünür kılarak organik dünyanın karmaşıklığını sorgular.
Gül Kozacıoğlu Gül Kozacıoğlu (1976, Ankara doğumlu), çocukluğunu Kopenhag’da geçirmiş kavramsal ve disiplinlerarası bir sanatçıdır. Boğaziçi Üniversitesi’nde Felsefe lisansını tamamlamış; Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde Tasarım Felsefesi üzerine çalışmıştır. Fotoğraf, video, enstalasyon, performans, şiir ve ses gibi çeşitli mecralarda üreten Kozacıoğlu’nun pratiği; bilinç, sansür, çevresel krizler ve küresel toplumsal meseleler gibi güncel temaları ele alır. Çalışmaları çoğu zaman gerçeküstü ya da yarı-fantastik imgeleri interaktif unsurlarla birleştirerek izleyiciyi sürükleyici, düşünsel alanlara davet eder.
1975 yılında Manhattan’da dünyaya geldi. Çocukluk yıllarını New
York, Londra ve İstanbul’da geçirdikten sonra Boston Museum School of Fine Arts
Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar eğitimi aldı. Fotoğraf, seramik, heykel ve
mücevher tasarımı üzerine çalıştı. İlerleyen dönemde gravür, oyma, litografi ve
baskı üzerine yoğunlaşarak comatex
ve linoleum gibi malzemelere yöneldi.
2000 yılında Türkiye’ye yerleştiğinde bir serigrafi baskı atölyesi
kurdu. OBEY fenomeninden yola çıkan Osman adlı kolektif sanat hareketine
öncülük ederek İstanbul’un güncel sanat yaşamına yepyeni mecra ve yaklaşımlarla
farklı bir dinamizm kazandırdı. İstanbul’dan Berlin’e, Kopenhag’dan Miami’ye
müzik ve sanatı bir araya getiren happening’lerin merkezinde yer aldı.
İlerleyen yıllarda stencil ve gravür eğitim atölyeleri düzenleyerek tecrübelerini geleceğin
sanatçılarıyla paylaştı. Baskı, stencil, gravür ve duvar resmi çalışmalarıyla İstanbul’dan
Bombay’a, New York’tan İbiza’ya Türkiye’de ve yurtdışında pek çok sergi, müze,
bienal ve sanatsal projeye katkıda bulundu.
Ari Alpert - Sanatçı Metni
Gravür, oyma, litografi ve baskı üzerine yoğunlaşan Ari Alpert, karışık teknikle üretilen ana imgeyi baskı yoluyla çoğaltma fikrinden güç alıyor. Köklerini pop-art’tan ve sokak sanatından alan bu demokratik, kolektif ve isyankar yaklaşım Alpert’in sanatçı kimliğinin çekirdeğini oluşturuyor. Alpert, sanatçının ilahlaştığı ve imgenin mesajı dikte ettiği kurumsallaşmış sanatsal geleneğin aksine imgenin özgürleştiği ve kendi hikayesini yarattığı bir yol izliyor. Baskı yolu ile farklı müdahalelerle manuel olarak çoğaltılabilen bu çalışma biçiminde sanatçı anonimleşirken eserin kendisi her geçen gün yeni anlamlar kazanıyor. Çağdaş yaşamın özündeki kaosu mercek altına alan sanatçı, insan doğasındaki çatışmayı zaman zaman mizahtan güç alan, dinamik ve kendine özgü bir görsellikle ortaya koyuyor.